MESUDE DEMİR
Türkiye’de sürekli insülin alması gereken yaklaşık 26 bin çocuk, parmaklarının sürekli delinmesinden kurtaran ve hastalıklarının daha iyi kontrol edilmesine olanak tanıyan sensörlerin ödenmesini beklerken, iyi haber yabancı hastalara geldi.
Resmi Gazete’de 10 Mayıs’ta yayınlanan cumhurbaşkanı kararıyla, yılda 7 bin yabancı hastanın ilaç, medikal malzeme, tıbbi cihaz, ortez-protez gibi tedavi giderleri Türkiye tarafından karşılanacak. Diyabetli Çocuklar Vakfı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Hatun, yabancılara sağlık desteğine karşı olmadıklarını, ancak tip 1 diyabetli çocuklara sensör desteği konusunda bu kadar geç kalınmasının çok üzücü ve çok büyük haksızlık olduğunu söyledi.
İnsülin hormonu dozunun hassas bir şekilde ayarlanabilmesi, kan şekeri yükseklik ya da düşüklüklerinin saptanabilmesi için kandaki glukoz düzeyini bilmek gerekiyor. Uzun yıllardır kan şekeri düzeyi, glukometre ismiyle bilinen aletlerle parmaktan bir damla kan alınarak ölçülüyor. Bu zahmetli bir yöntem. Örneğin çocuk uykudayken dahi gece parmağı delinmek zorunda. Ayrıca sadece o andaki durumu gösteriyor. Glukozun 24 saatlik seyri hakkında bilgi vermiyor.
Yarısı sekiz yaşın altında
Yarısı sekiz yaşın altında olan tip 1 diyabetli çocuklar, gece-gündüz parmaklarını sekiz-on kez delerek kan şekerlerini ölçmek, uygun dozda insülin almak zorunda. Oysa sensör teknolojisiyle (sürekli glukoz izlem sistemi) parmaklar delinmeden, cilt altından beş dakikada bir, başka deyişle günde 288 kez şeker düzeyi otomatik olarak ölçülebiliyor. Sensörler ayrıca, glukoz seyrini video çeker gibi izlemek, yükseklik ve düşüklükleri önceden tahmin etmek ve buna göre erken davranmak, alarmlar sayesinde uyarılmak ve akıllı telefonlar üzerinden ailelerin çocuklarının glukozunu uzaktan izlemesine olanak sağlıyor.
Diyabetli Çocuklar Vakfı ve diyabetli çocukların aileleri uzun zamandır sensörlerin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanması için mücadele ediyor.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yerli sensör üretileceğini, bunlardan bütün çocuklara, özellikle insülin kullanan tip 1 diyabetlilerin hepsine vermek istediklerini açıklamıştı. Hatta açıklamasında, pilot üretime geçmek üzere klinik çalışma safhasına gelindiğini de söylemişti.
Hastalığın hasarlarını önlemek mümkün
Hatun, hiç gecikmeden ve yerli sensörü beklemeden sensörlerlerin bir an önce SGK tarafından karşılanması gerektiğini söyledi.
Hatun’un verdiği bilgiye göre diyabetin tanısında ve yönetimindeki en önemli test, son 2-3 aylık ortalama kan şekeri seviyesini yansıtan Hemoglobin A1c (HbA1c) testi. Test sonucu yüksekse bu kanda fazla şeker olduğunu gösteriyor. Fazla şekerse böbrekler, kalp, gözler, sinir dokusu, ayaklar ve diğer organlarda kontrolsüz diyabete bağlı komplikasyonların gelişme riskini yükseltiyor. Çocukluk çağında, yani erken yaşlarda başlayan diyabetse, diyabetle geçen süreye bağlı olarak kümülatif (birbirine eklenerek artan) mikrovasküler (küçük kan damarları) komplikasyon riskini artırıyor ve daha fazla sekel ve ölüme neden oluyor.
‘Sorun çözecek sistemler bekliyoruz’
Diyabetli Çocuklar Vakfı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Hatun, diyabetle ilgili sağlık harcamalarının yüzde 50’den fazlasının diyabetle ilişkili komplikasyonların tedavisi için olduğunu belirterek, “HbA1c değerini ve dolayısıyla diyabetle ilişkili komplikasyon risklerini azaltacak her girişim, birey ve toplum sağlığının yanı sıra ülkemiz sağlık bütçesinin akılcı kullanımı için gerekli” dedi.
Hatun, bakan Koca’nın müjdelediği yerli kitlere ise mesafeli bakıyor: “Bazı önemli noktalar var. Birincisi, insülin doz ayarı için sensörlerin uluslararası kuruluşlardan onay alması gerekir. İkincisi, sadece yerli sensörün ödenmesi kendi sensörüyle çalışan otomatik sistemleri kullananları mağdur eder. Çin malı sensörler gibi insanlara güven vermezse paramız boşa gider. İngiltere, İsveç, Almanya gibi ülkeler yerli sensör üretmedi. Uluslararası kabul gören sistemleri ödüyorlar.”
Bu tür kararlar alınırken danışılmamasını eleştiren Hatun şöyle devam etti: “Bir işi, en çok, en ucuz ve para için değil ancak en iyi şekilde ve insanların ihtiyaçlarını gidermek için yaparsanız yararlı ve etkili olursunuz. İlki sorunları çözmez. Almanya gibi ülkeleri örnek almalıyız.”
Hedef HbA1c değerini düşük tutmak
Tip 1 diyabetli çocuklar için tedavi hedefi, HbA1c değerinin yüzde 6.5-7 ve altında kalması. Tip 1 diyabet tanısından sonraki ilk 2.5 yıldaki HbA1c değeri, gelecekteki glisemik sonuçların habercisi. Glisemik sonuçların erken dönemde iyileştirilmesi, sonraki yılları olumlu etkiliyor. Komplikasyon risklerinin anlamlı ölçüde azaltılmasını sağlıyor.
Türkiye’de tip 1 diyabetli çocukların ise yalnızca yüzde 29’unun HbA1c değeri yüzde 7.5 altında. Glukozun sensörlerle takibinin, parmaktan ölçümle takibe kıyasla klinik olarak da daha üstün olduğu kanıtlandı. Parmaktan ölçüm yöntemini kullananların yalnızca yüzde 4’ü önerilen HbA1c düzeyini yakalayabiliyor. Bu oran sensör kullanımında yüzde 18’e çıkıyor. İnsülin iletimini sensörlerden gelen veri ile otomatik olarak gerçekleştiren, gelişmiş algoritmalara sahip kapalı devre insülin pompa sistemlerinde ise bu oran yüzde 85’lere kadar çıkabiliyor.