MESUDE DEMİR
Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Cesur, obezite ilaçlarının ‘bakkaldan peynir ekmek gibi’ alınıp satılan ürünler olmadığını, potansiyel yan etkilerine karşı mutlaka doktor kontrolünde ve uygun kişilerde kullanılması gerektiğini söyledi.
Merdiven altı satışlarda başka kimyasal maddeler kullanılmış ilaç kalemlerine doldurulup satılabiliyor.
Bazen obeziteli ya da fazla kilolu bireyler mevcut ilaçlarla bu hedefe kestirmeden ulaşabileceği sanıyor. Hatta bazen riskli davranışlarda bulunarak yaşamlarını riske atıyorlar.
Geleceği tehdit eden bir hastalık
Obezite dünyada olduğu gibi bizde de halk sağlığı sorununa çoktan döndü. Dünya Obezite Federasyonu’na göre 2035’te dünya nüfusunun yarısı fazla kilolu veya obeziteli olacak. Tam da bu nedenle geleceği tehdit eden bir hastalık olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması’na (TBSA) göre 15 yaş ve üzeri erkeklerin yüzde 39.9’u fazla kilolu, yüzde 24.6 ise obeziteli. Kadınların yüzde 27.6’sı fazla kilolu, yüzde 39.1’iyse obeziteli. Türkiye Sağlık Araştırması 2022’ye göre de obeziteli bireylerin oranı yüzde 20.2. Toplam nüfusun yüzde 34’ü fazla kilolu, yüzde 31.5’i de obeziteli.
Nedeni poligenik
Diğer yandan obezitenin genetik nedenleri üzerine araştırmalar da sürüyor. Binden fazla gen varyantının obeziteyle ilişkili olduğu gösterildi. Kilo artışına eğilim yaratan birden fazla gen varyantının birlikte bulunduğunu yani poligenik nedenli olduğunu biliniyor.
Obeziteyle ilişkilendirilen birden fazla gen varyantının bulunması, vücutta daha az kalori yakılması, yağ depolama eğiliminin artması ve enerji için gereken yağ yakma yeteneğinin azalmasına neden olabiliyor. Bu da fazla yağ birikimine ve vücut kitle indeksinde artışa neden oluyor.
Diğer tarafta hareketsiz yaşam biçimi ve yüksek yağlı beslenme alışkanlığının açlık ve tokluk hormonlarını düzenleyen sistemlere ve diğer vücut fonksiyonlarındaki normal işleyişe olumsuz etkisi var.
Hastaların kilo vermelerini takiben genel sağlık durumlarında da hızlıca olumlu etkiler görülüyor. Kalp ve damar hastalıklarından kansere, diyabetten solunum yolu hastalıklarına kadar çok sayıda soruna zemin hazırlayan obezitenin tedavisinde, hemen herkesin hayali kısa yoldan sonuca ulaştıracak yöntem. Bazı hastalarsa ilaçları kestirme yol gibi görüyor.
Prof. Dr. Cesur’la mevcut ilaçların tedavideki yerini konuştuk.
Obezite tedavisinde ilaçların kullanılmasıyla ilgili fikriniz ne? İlaç tedavileri ilk basamak oldu mu?
Obezitenin tedavisinde birinci basamak yaşam tarzı değişiklikleri yapmak. Yani besin içeriğinde işlenmiş rafine gıdalarla alınan basit karbonhidratın olmadığı, işlenmemiş taneli tahıllar ve lifli ürünlerin içerikte hakim olduğu, yoğun olmayan yeterli miktarda yağ ve istenilen miktarda protein içeriğine sahip beslenme düzeninin sağlanması. Bununla birlikte, düzenli fizik aktivitenin yapılması. Buna rağmen yeterli kilo kontrolü sağlanamıyorsa, kişiye uygun ilaç tedavisi düşünülebilir.
Tek başına farmakolojik (ilaç) veya cerrahi tedavi yeterli mi?
Önceki soruda söylediğim gibi beslenmenin düzenlenmesi ve yeterli hareketin sağlanması, olmazsa olmaz kuralımız. Bu kişi farmakolojik tedavi altında olsa veya obeziteye yönelik cerrahi tedavi alsa dahi tedavide en önemli kavram, sağlıklı beslenme ve hareket dengesi.
Obezitede kullanılan ilaçların uzun dönem sonuçları var mı?
Şu an obezite tedavisinde kullanılan ve ülkemizde de ruhsat almış iki ilaç için uzun dönem sonuçları mevcut. Bunlardan birisi liraglutid (Saxenda), diğeri orlistat (Xenical-Thincal). Obezite tedavisine yönelik farmakolojik tedaviler gün geçtikçe artıyor. Yeni moleküller ortaya çıkıyor. O yeni tedavilere yönelik uzun dönem sonuçlarıysa henüz oluşmadı.
‘Sadece eczaneden, reçeteli satın alın‘
İnternette elinde kalan liraglutidi satan ve satın almaya çalışanlara rastladım. Gelişigüzel, doktor kontrolü olmadan kullanılmasının olası sonuçları ne?
Kesinlikle doğru değil. Aslında hiçbir ilacın bu şekilde kullanılması doğru değil. Bu ilaç ülkemizde sigorta geri ödeme kapsamında olmadığı ve fiyatı da pek çok ilaca göre daha yüksek olduğu için böyle haberler duyabiliyoruz. Benim görüşüm eczanelerde de reçetesiz satılmamalı.
Bir de bu şekilde ilaç tedarik etmek çok sağlıksız bir durum. İlacın içeriğinin uygun olmaması, saklama koşullarının yetersizliği gibi pek çok olumsuzlukla karşı karşıya kalınabilir. Hatta böyle merdiven altı satışlarda ilacın değil, başka kimyasal maddelerin kullanılmış ilaç kalemlerine doldurulup satıldığını duyduk. Dediğim gibi halkımızın bu tip güvenilir olmayan ilaç satış yöntemlerinden mutlak kaçınması gerekir.
Siz hastalarınıza hangi endikasyonlarda veriyorsunuz? Sonuçlarıyla ilgili klinik gözleminiz ne?
Başlangıçta da söylediğim gibi obezitenin başlangıç dahil her aşamasında ilk ve daim tedavisi beslenme ve hareket düzeninin sağlanması. Bunun bir yaşam tarzı haline getirilmesi. Yoksa kısa vadeli diyetler, kısa süreli ilaç kullanmalar hatta kimi zaman obezite cerrahisi bile yeterli olmaz ve kişi hızla tekrar kilo alır. Bu nedenle beslenme ve hareket düzeninin sağlanmasına rağmen kilo veremeyen veya verdiği kiloyu koruyamayan vücut kitle indeksi 30’un üzerindeki obeziteli bireylere ben de ilaç başlıyorum.
Çalışmalar yüzde 75 kişide belirgin etkili, yüzde 20 kişide orta etkili, yüzde 5 kişide etkisiz olduğu yönünde. Benim gözlemim de bu verilerle örtüşüyor. Özellikle kişi bu süreçte hareketini de artırır ve düzenli fizik aktivite de yaparsa çok daha etkin kilo veriyor.
İlaç bırakıldığı zaman eski kilolar alınıyor mu?
İlaç bir mucize değil tabii ki. Pek çok kişide etkin kilo verdiriyor. Ancak birey, ilaç kesildikten sonra, ilacın yardımıyla kazanılmış sağlıklı beslenme alışkanlıklarını devam ettirmezse. hareketi bıçak gibi keserse, eski kilolarına kolayca dönüyor.